Konya’nın Unutulan Kadın Banileri

 Konya’nın Unutulan Kadın Banileri

Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti Konya, 12. yüzyıldan itibaren siyasi ve ekonomik gelişimine paralel olarak önemli bir mimari üretim merkezi haline gelmiştir. Kentte inşa edilen camiler, medreseler, mescitler, hanlar, türbeler ve vakıf yapıları, yalnızca dönemin yapı sanatını değil, toplumsal ve ekonomik ilişkilerini de yansıtmaktadır.

Konya’nın mimarlık tarihi çoğunlukla sultanlar, vezirler, emirler ve devlet adamlarının yaptırdıkları anıtsal yapılar üzerinden ele alınmaktadır. Bununla birlikte, Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerinde kadınların da kentin imarında ve vakıf kurumlarının gelişiminde önemli roller üstlendikleri görülmektedir.

Kadınların mimari faaliyetlerine ilişkin bilgiler başta vakfiyeler ve kitabeler olmak üzere, tahrir defterleri, şeriyye sicilleri ve tarihsel anlatılar aracılığıyla günümüze ulaşmıştır. Bu belgeler, kadınların yalnızca yapı yaptıran kişiler olmadıklarını; yapıların bakımını, görevlilerin ücretlerini ve hizmetlerin devamlılığını sağlayan ekonomik düzenlemeleri de gerçekleştirdiklerini ortaya koymaktadır.

Konya’da Raziye Devlet Hatun, Fatma Hatun, Gömeç Hatun, Kutlu Melek Hatun ve Turgutoğulları ailesinden Hondi Hatun’un faaliyetleri, kadın baniliğinin farklı dönemlerdeki örnekleridir. Bu kadınların yaptırdıkları yapıların bir bölümü günümüze ulaşırken, bazıları tamamen ortadan kalkmış, bazıları ise sonraki dönemlerde geçirdikleri müdahaleler sonucunda özgün mimari özelliklerini kaybetmiştir.

  1. Raziye Devlet Hatun: Konya’da Bir Yapı Topluluğundan Kadınhanı’na

13.yüzyılın ilk yarısında yaşayan Raziye Devlet Hatun, Konya’nın erken dönem kadın banileri arasında yer almaktadır. Danişmendli hanedanından Muzafferüddin Mahmud’un kızı olan Raziye Hatun, Selçuklu hanedanıyla ilişkili siyasi çevre içinde yaşamış ve çeşitli vakıf eserleri yaptırmıştır.

Raziye Devlet Hatun’un Konya kent merkezindeki başlıca eseri, Alaeddin Tepesi’nin doğusunda bulunan Hatuniye Mescidi‘dir. Zeki Atçeken’in aktardığı 610/1213-1214 tarihli vakfiye, yapının erken tarihli belgelerinden biridir. Mehmet Ali Hacıgökmen’in araştırmasında ise Raziye Hatun’a ilişkin vakfiyelerin tarihlendirilmesi ayrıca ele alınmıştır.

Tarihsel kayıtlara göre Hatuniye Mescidi’nin bulunduğu alanda mescit, medrese, han, imaret ve türbeden oluşan bir yapı topluluğu bulunmaktaydı. Ancak bu yapılardan günümüze özgün durumuyla ulaşabilen tek mimari unsur, Güdük Minare olarak bilinen minarenin alt bölümüdür.

Güdük Minare, Albert Gabriel 1908

Minare, taş kaidesi üzerinde yükselen tuğla gövdesi, geometrik örgü düzeni ve firuze renkli çini mozaik bezemeleriyle Selçuklu mimarisinin dikkat çekici örnekleri arasındadır. Minarenin 627/1229-1230 tarihli kitabesinde Raziye Hatun’un kardeşi Bedreddin Bremani’nin adı bulunmaktadır. Bu kitabenin, daha önce zarar gören mescidin onarımıyla ilişkili olduğu değerlendirilmektedir.

Güdük Minare Kitabesi

Hatuniye Mescidi’nin günümüzde görülen binası ise Selçuklu dönemine ait değildir. Yapı, tarihsel süreçte geçirdiği yıkım ve yeniden yapım müdahalelerinin ardından 1957 yılında bugünkü biçimiyle inşa edilmiştir. Dolayısıyla mevcut mescit ile Selçuklu döneminden kalan minarenin farklı dönemlere ait mimari unsurlar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Raziye Devlet Hatun tarafından Saideli bölgesinde yaptırılan ve tarihsel kaynaklarda Hatun Hanı, Kadın Hanı ve Sultan Hanı adlarıyla anılan Raziye Hatun Hanı, bugünkü Kadınhanı ilçesinin tarihsel gelişiminde belirleyici bir yapı olmuştur.

Raziye Hatun Hanı-1936

Kesme taştan inşa edilen hanın günümüze kapalı barınak bölümü ulaşmıştır. Doğu-batı doğrultusunda uzanan yaklaşık 22,50 × 28,50 metre ölçülerindeki bölüm, iki sıra paye ile üç sahna ayrılmıştır. Sahınların üzeri beşik tonozlarla örtülüdür. Yapının doğu cephesindeki duvar uzantıları, bugün mevcut olmayan avlulu bölümün varlığına işaret etmektedir.

Raziye Hatun Hanı’nın mimari özellikleri arasında, yapının inşasında kullanılan antik dönem mimari parçaları önemli bir yer tutmaktadır. Hanın duvar ve örtü sisteminde düzenli kesme traverten taşları kullanılırken, özellikle taç kapısında ve dış cephelerinde Roma ve Bizans dönemlerine ait devşirme malzemelere yer verilmiştir.

Raziye Hatun Hanı-1940

Doğu cephesinin ortasında bulunan taç kapı, sivri kemerli giriş açıklığı ve içerisinde yer alan kitabe panosuyla tanımlanmaktadır. Giriş çevresinde farklı dönemlere ait mimari parçaların belirli bir düzen içerisinde kullanıldığı görülmektedir.

Raziye Hatun Hanı

Raziye Hatun’un bir yandan kent merkezinde ibadet ve sosyal hizmet yapıları oluşturması, diğer yandan ticaret yolları üzerinde han yaptırması, kadın baniliğinin yerleşim ve ulaşım ağı üzerindeki etkisini göstermektedir.

  1. Fatma Hatun: Ferhuniye’de Eğitim ve Vakıf Yapıları

Türkiye Selçuklu Sultanı II. İzzeddin Keykavus’un kızı Fatma Hatun, 13. yüzyıl sonu ile 14. yüzyıl başlarında Konya’da gerçekleştirdiği mimari faaliyetlerle tanınmaktadır.

Fatma Hatun’un yaptırdığı yapı topluluğu, Alaeddin Tepesi’nin kuzeyindeki Ferhuniye bölgesinde, Başarabey Mescidi yakınında bulunmaktaydı. Günümüzde Süt Tekkesi adıyla da bilinen vakıf yapıları, darülhuffaz, mescit ve türbeden oluşuyordu.

21 Zilhicce 700 / 27 Ağustos 1301 tarihli vakfiyeye göre külliye, Fatma Hatun tarafından annesi, sütannesi ve kendisi için kurulmuştur.

Darülhuffaz, Kur’an’ın öğretilmesi ve ezberlenmesine yönelik bir eğitim kurumu niteliğindeydi. Mescit ve türbenin darülhuffazla birlikte düzenlenmesi, eğitim ve anma işlevlerinin aynı yapı topluluğunda bir araya getirildiğini göstermektedir.

Fatma Hatun’un vakfiyesi, yapıların mimari varlığı kadar kurumsal işleyişine ilişkin bilgiler de içermektedir. Vakıf gelirlerinin bir bölümü türbenin onarımına, aydınlatılmasına, görevlilerin ücretlerine ve belirli günlerde yapılacak hayır faaliyetlerine ayrılmıştır.

Fatma Hatun Vakfiyesi -1301 tarihli vakfiyenin sonraki sureti, VGMA, Defter 596, s. 151–152

Vakfiyenin dikkat çekici özelliklerinden biri, vakıf yönetiminde kadınların da görev alabilmesine imkan tanınmasıdır. Ayrıca belirli vakıf gelirlerinden yararlanan kişilerin kız ve erkek çocukları arasında eşit paylaştırma düzenlemeleri bulunmaktadır. Bu hükümler, Fatma Hatun’un kurduğu vakfın toplumsal tarih açısından da önemini göstermektedir.

Fatma Hatun’un Konya’da iki köşk yaptırdığı da bilinmektedir. Ancak bu köşkler ve darülhuffaz yapısı günümüze ulaşmamıştır.

Külliye tarih boyunca farklı kullanımlar ve onarımlar geçirmiştir. 1909-1910 yıllarında yeniden inşa faaliyetleri gerçekleştirilmiş, vakıf yapılarının bazı birimleri değişime uğramıştır. Bu nedenle bugün mevcut olan yapıların doğrudan 1301 tarihli özgün mimariyi yansıttığı söylenemez.

Süt Tekkesi

Fatma Hatun Külliyesi, kadınların Konya’daki eğitim kurumlarının kuruluşu ve ekonomik sürekliliğinde üstlendikleri rolü ortaya koyan önemli bir örnektir.

  1. Gömeç Hatun: Selçuklu Mezar Mimarisinde Anıtsal Bir Yapı

Konya’da kadın baniliğiyle ilişkilendirilen ve günümüze ulaşan en dikkat çekici yapılardan biri Gömeç Hatun Türbesi’dir. IV. Rükneddin Kılıç Arslan’ın eşi ve III. Gıyaseddin Keyhusrev’in annesi olan Gömeç Hatun, 13. yüzyılın ikinci yarısında Selçuklu saray çevresinde yaşamıştır.

Konya’nın Kalenderhane bölgesindeki Musalla Mezarlığı’nda yer alan türbe, halk arasında Kız Kulesi adıyla da bilinmektedir. Yapı, Anadolu Selçuklu mezar mimarisindeki eyvan tipi türbelerin anıtsal örneklerinden biridir.

Türbenin üzerinde inşa tarihini kesinleştiren bir kitabe bulunmamaktadır. Bu nedenle tarihlendirilmesi, mimari özelliklerin karşılaştırılması ve tarihsel kayıtlara dayanmaktadır. Araştırmacılar yapıyı genel olarak 13. yüzyılın ikinci yarısı ile 14. yüzyıl başları arasına yerleştirmektedir.

Gömeç Hatun Türbesi, Garabed Solakian 1890-1900

Dikdörtgene yakın planlı türbe, kuzeye açılan yüksek sivri kemerli eyvan cephesiyle tanımlanmaktadır. Yapının alt bölümünde cenazelik katı, üst bölümünde ise merdivenlerle ulaşılan ziyaret mekanı yer almaktadır. Üst mekan sivri beşik tonozla örtülüdür.

Gömeç Hatun Türbesi

Yapımında kesme taş ve tuğlanın birlikte kullanılması, cephe düzeninde Selçuklu yapı geleneğinin farklı malzeme olanaklarının değerlendirildiğini göstermektedir.

Anıtsal kemer çerçevesinde ve cephede görülen çini kaplama izleri, türbenin özgün görünümünde renkli bir süsleme programının bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu bezemelerin önemli bir bölümü zaman içerisinde kaybolmuştur.

Yapının geçmişte çevresinde başka vakıf yapılarının bulunduğu anlaşılmakla birlikte, bunların tümünün konumları ve mimari özellikleri kesin olarak belirlenememektedir.

Göçmen Hatun Kız Kulesi

Gömeç Hatun Türbesi, hem kadın baniliğinin anıtsal bir temsilcisi olması hem de günümüze ulaşabilen mimari özellikleri bakımından Konya’nın Selçuklu mirası içinde ayrı bir yere sahiptir.

  1. Kutlu Melek Hatun: Kaybolan Bir Darülhuffaz ve Vakfedilen Kitaplar

Karamanoğulları döneminde Konya’da hayır ve eğitim faaliyetleriyle tanınan kadınlardan biri Kutlu Melek Hatun’dur. Kadı Siraceddin Mahmud el-Urmevi’nin soyundan gelen Kutlu Melek Hatun, ailesinden kendisine intikal eden yazma eserleri, Konya’da yaptırdığı bir darülhuffaza vakfetmiştir.

Söz konusu eğitim yapısının Atabekiye Medresesi çevresinde bulunduğu, Ali Gav Hankahı’nın batısındaki alanla ilişkili olabileceği belirtilmektedir. Ancak yapının kesin konumu ve mimari özellikleri bugün bilinmemektedir.

Kutlu Melek Hatun’un faaliyetleri, kadın baniliğinin yalnızca yapı inşasıyla sınırlı olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Vakfettiği eserler, eğitim kurumunun işleyişine ve ilmi bilginin korunmasına yönelik bir bağış niteliği taşımaktadır.

Vakfedilen kitaplar arasında Kadı Siraceddin Urmevi’nin eserleri ve farklı alanlara ilişkin yazmalar bulunmaktadır.

Darülhuffaz günümüze ulaşmamış olmakla birlikte, kitapların bir bölümü farklı kütüphaneler aracılığıyla korunmuş ve Yusuf Ağa Yazma Eser Kütüphanesi koleksiyonlarına intikal etmiştir. Bazı yazmaların üzerindeki vakıf kayıtları, Kutlu Melek Hatun’un adıyla birlikte kaybolan eğitim yapısının tarihsel varlığını da belgelemektedir.

Bu örnek, mimari mirasın araştırılmasında yazma eserlerin ve kütüphane kayıtlarının önemini göstermektedir. Fiziksel varlığını kaybetmiş bir yapının banisi, işlevi ve kurumsal ilişkileri, yapıdan geriye kalan kitapların üzerindeki kayıtlarla izlenebilmektedir.

  1. Turgutoğulları Kadınları: Hondi Hatun ve 15. Yüzyıl Vakıfları

Karamanoğulları döneminde Konya’nın siyasi ve toplumsal yaşamında etkili olan Turgutoğulları ailesi, yaptırdıkları yapılar ve kurdukları vakıflarla kentin gelişimine katkıda bulunmuştur.

Ailenin kadın üyeleri arasında Hondi Hatun, Sultan Hatun, Nefise Hatun ve Bağdad Hatun gibi isimler bulunmaktadır.

Turgutoğulları vakıfları üzerine yapılan araştırmalar, Hondi veya Hond Hatun adını taşıyan birden fazla kadının bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle farklı tarihlerde düzenlenmiş vakfiyelerin aynı kişiye ait kabul edilmesi doğru değildir.

Ahmed Bey’in kızı Hondi Hatun adına düzenlenen 7 Rebiülahir 863 / 12 Ocak 1459 tarihli vakfiye, bu kadınlardan birinin faaliyetlerini belgelemektedir.

Vakfiyeye göre Hondi Hatun, Saideli yöresindeki Zengicek köyünde bulunan mülkünün yarısını vakfetmiştir. Elde edilen gelirin bir bölümü vakfın yönetimine, kalan bölümü ise türbenin ihtiyaçlarına ve burada Kur’an okumakla görevli üç hafızın giderlerine ayrılmıştır.

Vakfın yönetimine ilişkin düzenlemelerde Hondi Hatun’un aile üyeleri ve soyundan gelenler yer almaktadır. Akrabalık ilişkileri konusunda kaynaklarda farklı bilgiler bulunmaktadır. Tarihsel kayıtlar, Hondi Hatun’un babası Ahmed Bey adına bir türbenin bulunduğunu göstermektedir. Ancak bu türbe günümüze ulaşmamıştır. Yapıya ilişkin bilgi, daha sonraki vakıf ve tahrir kayıtlarından edinilmektedir.

Turgutoğulları ailesinde Alâeddin Bey’in kızı Hondi Hatun adına kayıtlı, 871/1466-1467 tarihli başka bir darülhuffaz vakfı da bulunmaktadır. Konya’daki Müstevfi Hamamı ve çeşitli köy gelirlerinin bu vakıfla ilişkili olduğu anlaşılmaktadır.

Sultan Hatun’un 850/1446 tarihli vakfiyesi ise aile kadınlarının vakıf faaliyetlerine ilişkin bir başka önemli belgedir. Nefise Hatun ve Bağdad Hatun adına düzenlenmiş darülhuffaz ve türbe vakfı kayıtları da aynı geleneğin devam ettiğini göstermektedir.

Bu örnekler, 15. yüzyıl Konya’sında kadınların eğitim, anma ve hayır kurumlarının oluşturulmasında ve yaşatılmasında etkin olduklarını belgelemektedir.

Bununla birlikte, söz konusu yapıların önemli bir bölümü günümüze ulaşmamıştır. Mimari özelliklerinin belirlenebilmesi, daha ayrıntılı arşiv araştırmalarını gerektirmektedir.

Kadın Baniliği ve Konya’nın Kaybolan Mimari Mirası

Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerinde kadınların yaptırdıkları yapılar birlikte değerlendirildiğinde, ibadet, eğitim, konaklama ve anma işlevlerinin öne çıktığı görülmektedir. Ancak bu yapıların yalnızca mimari biçimleriyle ele alınması, kadın baniliğinin kent üzerindeki etkisini açıklamakta yetersiz kalmaktadır.

Bir mescidin ya da darülhuffazın inşa edilmesi kadar, hizmetini sürdürebilmesi için gelir kaynaklarının oluşturulması, görevlilerin belirlenmesi ve yapının bakımının güvence altına alınması da önemlidir.

Vakfiye belgeleri, bu bakımdan mimari üretimin ekonomik ve toplumsal ilişkilerini anlamamıza imkan tanımaktadır.

Öte yandan Konya’daki kadın banilere ait yapıların önemli bir bölümünün günümüze ulaşmamış olması, kentin tarihsel dokusunun değerlendirilmesinde önemli bir eksiklik yaratmaktadır.

Raziye Hatun’un mescit ve medresesi, Fatma Hatun’un darülhuffazı, Kutlu Melek Hatun’un eğitim yapısı ve Turgutoğulları kadınlarının çeşitli vakıf yapıları bugün büyük ölçüde yazılı kaynaklar aracılığıyla tanınabilmektedir.

Bu yapıların bir kısmı tamamen ortadan kalkarken, bazıları geçirdikleri yeniden yapım müdahaleleri sonucunda özgün mimari niteliklerini yitirmiştir.

Bu nedenle kadın banilerin mirasının araştırılmasında vakfiyeler, kitabeler, şeriyye sicilleri, tarihsel haritalar, eski fotoğraflar ve mevcut mimari kalıntıların birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle kaybolan yapıların tarihsel konumlarının belirlenmesi ve günümüzdeki kent dokusuyla ilişkilendirilmesi, Konya’nın mimari gelişiminin anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Sonuç

Konya’nın mimari gelişiminde kadın banilerin üstlendiği rol, Selçuklu ve Karamanoğulları dönemlerinin vakıf kayıtları ve günümüze ulaşan yapıları aracılığıyla izlenebilmektedir.

Raziye Devlet Hatun’un mescidi ve hanı, Fatma Hatun’un eğitim yapıları, Gömeç Hatun’un anıtsal türbesi, Kutlu Melek Hatun’un darülhuffazı ve kitap vakfı ile Turgutoğulları kadınlarının vakıfları, bu katkının farklı örneklerini oluşturmaktadır.

Söz konusu miras, kadınların yalnızca yapı yaptırmadıklarını; eğitim, sosyal yardım ve vakıf yönetimi gibi alanlarda da etkin olduklarını göstermektedir. Bugün bu yapıların bir bölümü ayakta, bir bölümü değişmiş, bir bölümü ise tümüyle ortadan kalkmıştır.

Konya’nın mimarlık tarihinin bütüncül olarak ele alınabilmesi, günümüze ulaşan anıtsal yapıların yanı sıra kaybolan eserlerin ve bu eserlerin banilerinin de araştırılmasını gerektirmektedir.

Kadın banilerin mimari mirası, bu açıdan yalnızca geçmişte yaşamış kadınların faaliyetlerini değil, Konya’nın tarihsel kent dokusunun bugün eksik kalan parçalarını da görünür kılmaktadır.

 

Kaynakça

  1. Altun, Ara (1996). “Gömeç Hatun Türbesi”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 14, s. 149. https://islamansiklopedisi.org.tr/gomec-hatun-turbesi
  2. Atçeken, Zeki (1996). “Güdük Minare ve Hatuniye Mescidi”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 14, s. 215–216. https://islamansiklopedisi.org.tr/guduk-minare-ve-hatuniye-mescidi
  3. Durukan, Aynur (1998). “Anadolu Selçuklu Sanatında Kadın Baniler”, Vakıflar Dergisi, S. 27, s. 15–26. https://vakiflardergisi.org/index.php/pub/issue/view/6
  4. Hacıgökmen, Mehmet Ali (2015). “Selçuklu-Danişmendli İlişkileri Çerçevesinde Kadınhanı’na Adını Veren Raziye Devlet Hatun”, Vakıflar Dergisi, S. 44.
  5. Odabaşı, Zehra (2024). “Selçuklu Hanedanından Bir Bani: Fatma Hatun ve Külliyesi”, Belleten, C. 88, S. 313, s. 731–769.
  6. Şahin, Bekir. “Kutlu Melek Hatun”, Konya Ansiklopedisi, Konya Büyükşehir Belediyesi. https://www.konyapedia.com/makale/2925/kutlu-melek-hatun
  7. Bekleyiciler, Nezahat. “Hondi Hatun”, Konya Ansiklopedisi, Konya Büyükşehir Belediyesi. https://www.konyapedia.com/makale/2569/hondi-hatun
  8. Şafakcı, Hamit (2015). “Turgutoğulları’ndan Sultan Hatun’un Vakfı”, Vakıflar Dergisi, S. 44, s. 49–72. https://www.vakiflardergisi.org/index.php/pub/article/view/542
  9. Taşdelen, Şükrü (2019). Vakfiyelere Göre Beylikler Dönemi Turgutoğulları, Yüksek Lisans Tezi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya. https://acikerisim.erbakan.edu.tr/items/fb203a8a-7cef-4c4d-a4dd-5c827d86e0fe

 

Saygıyla,

Birsen PARLAR ERKAN

Mimar – Rest. Uzm.

13.10.2026

Konya Bülten

Benzer Haberler