Modanın ve Mimarlığın Podyumdaki Dansı: Archfashion 2026

 Modanın ve Mimarlığın Podyumdaki Dansı: Archfashion 2026

​Mimarlığın yaratıcı ve estetik boyutu, sanata ve üretime can veren vizyonu, geçtiğimiz günlerde çok farklı ve büyüleyici bir platformda hayat buldu. Konya Teknik Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi mimarlık bölümünün moda trendler ve mimari seçmeli dersini alan öğrencilerin ve benim yürütücülüğümde imzamızı taşıdı ve birazda ezber bozdu. Archfashion 2026 defilesi ve ödül töreni, kelimenin tam anlamıyla sanatsal bir şölene tadındaydı. Bu yılki organizasyon, sadece kumaşların tasarımların ve dikişlerin bir araya geldiği bir moda gösterisi değil; dünya mimarisinin ikonik yapılarının, geometrilerinin ve felsefi hikayelerin podyumda adeta ete kemiğe büründüğü fütüristik bir gösteriydi. Bu boyutuyla öğrencilerim adına mimarlık ve moda disiplinleri alanında bir çalışma üretmenin gururunu taşıyorum.

​Uzun zamandır emek verdiğim, hayalini kurduğum ve sonunda gerçekleştirme yolunda önemli bir adım attığım bu defileyi Konya Bülteni okurları için anlatmak istedim. İşte podyumun sınırlarını aşan tasarımların bazıları ve zihnime kazınan ödül anları…

​Dünya Mimarisi Podyumda Can Buldu: “Giyilebilir Yapılar”

​Archfashion 2026 koleksiyonlarında, mimarlık ile modanın kurduğu bağ çok daha derin ve somut bir boyuta taşımayı hedefledik. Genç tasarımcılar öğrencilerim, sadece yerel değil, dünya çapında ses getiren şaheserleri “giyilebilir mimari” konseptiyle yeniden yorumladılar. Defilede öne çıkan ve sunumlarıyla ses getiren çalışmalardan bazıları şunlardı:

Santiago Calatrava’a ait Principe Felipe Bilim Müzesi’nden esinlenirken Morphe gurubu

​Dans Eden Evler (G&G Collective): Frank Gehry ve Vlado Milunić’in Prag’daki ikonik eseri Dancing House, podyumda kinetik bir ruhla yeniden hayat bulmuştu. Görselde detaylarını gördüğümüz bu koleksiyon, yapının dinamik formunu ve akışkan yapısını kumaşlara kusursuzca aktarmış. Tasarımlardan birinde yer alan kare pencereli asimetrik yaka formu binanın hareketli dış cephesini simgelerken, diğer tasarımdaki tel örgü ve tül organze katmanlar ise o meşhur kıvrımlı, akışkan silüeti ve dinamizmi podyumda adeta dans ettirdi. Bu çalışma Frank Gehry nin estetik anlayisini çok iyi anlayan, dans eden bir çiftten esinlenen kıvrımlı formları, bir binaya nasıl yansıttığını çok iyi analiz eden ve yaptığı bu analizi bir kıyafete aktarma becerisini sunan bir ekibin çalışmasıydı.

Daniel Liebeskind’a ait Royal Ontario Müzesi’nden ilham alınan Form Couture gurubu

​Royal Ontario Müzesi (Form Couture): Daniel Libeskind’in Toronto’daki dekonstrüktivist şaheseri, podyumda keskin hatlar ve asimetrik bir dengenin kusursuz buluşmasına dönüştü. Kıyafettede görüldüğü gibi; kristal ve parçalanmış mimari dili yansıtan metalik panolar, parlak yansıtıcı dokular ve geometrik kütleler kullanılmış. Omuzda yoğunlaşan çok yüzeyli sert geometrik form, bedende yumuşak elbiseyle birleşerek statik mimari anlayışı hareketli bir tekstil formuna dönüştürmüş. Tasarımda en önemli nokta geleneksel izleri ve tarihi değeri olan bir yapının modern bir eklenti ile nasıl tezat bir bütünlük oluşturduğudur.

Frank Gehry’e ait Dans Eden Evler mimarisinden ilham alınan, G&G Collective gurubu

​Sancaklar Camii (Işığın katmanları): Yapının toprağa gömülü, mistik ve ışık yarıklarıyla örülü ruhu, podyumda kademeli iniş hatları ve taş dokulu özel kumaşlarla hayat buldu. Tasarımdaki minare formu şapka detayı ve giysi yüzeyine gizlenen ışık kanalları, caminin ibadet mekanındaki o dingin ve kutsal atmosferi podyuma taşımıştır. Tasarım ekibi, Sancaklar camindeki yerin altına doğru inen ve eğilen anlayış, toprağın ve taşın saflığıyla ışığın yüceliğini buluşturan o muazzam ruhla buluşarak, manevi ruhu kıyafete taşıma becerisini göstermiştir.

Anteni Gaudi’ye ait Caso Bayo isimli mimariden ilham alınan, Death&Life gurubu

​Haydar Aliyev Kültür Merkezi (Zaha Hadid): Ünlü mimarın ikonik, akışkan ve sınır tanımayan hatları, bembeyaz bir krep kumaşın kıvrımlarında hayat bulmuştur. Parametrik akış çizgileri, katmanlaşma felsefesi ve dikişsiz örgülerle şekillenen bu tasarım, podyumda adeta dalgalanan bir heykel gibi hareket etmektedir. Yapının eski bir kömür madeni olması ve yeni bir yüksek sanat gösteri merkezine dönüşmesi kıyafeti taşıyan mankenin asaleti ve renk tezatlı ile vücut bulmuştur.

MAD Architects imzası taşıyan Harbin Opera Binası isimli mimarı yapıdan ilham alınan Kavis gurubu

​Lotus Tapınağı (Espera – Kinetik Mimari): Doğanın mühendisliğini modayla buluşturan bu tasarım, kelimenin tam anlamıyla interaktif bir şovdur. Organik geometriyle hazırlanan katmanlı etek yapısı, model podyumda yürürken bir lotus çiçeğinin açılma aşamalarını (%0 kapalı formdan %100 çiçeklenme formuna) kinetik bir mekanizmayla taklit ediyordu. Tafta, saten ve organze kumaşların altın detaylarla harmonisi göz alıcıydı.

Frank Gehry’e ait Guggenheim Müzesi isimli mimari yapıdan ilham alınan Gehry’s Echo gurubu

​Sydney Opera Binası & Hallgrímur Kilisesi: Opera binasının ikonik kabuk yapısı gabardin ve vatka destekleriyle hacimli, maskülen bir silüete dönüşürken; İzlanda’nın meşhur Hallgrímur Kilisesi’nin bazalt sütunları ise dikey pelerin detayları, mukavva ve strafor gibi malzemelerin kumaşla adaptasyonu sayesinde podyumda anıtsal bir yükseliş sembolü olarak canlandı.

Zaha Hadid’e ait Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nden ilham alınan Akış Form gurubu

​Işık Kilisesi (Tadao Ando): Minimalizmin ve brütalizmin en net dışavurumu olan bu çalışmada, koyu gri beton dokulu kumaşlar arkada konumlandırılan devasa bir haç ışığıyla buluşmuştur. Işık ve karanlığın kontrastı, derzsiz ve yalın çizgilerle podyumda mistik bir derinlik yaratmıştır.

Feriborz Sahba’a ait Lotus Tapınağı’ndan esinlenen Espera gurubu

Ayrıca defilede Antonio Gaudi’nin Casa Battlo eseri teatral bir sunumla yaşam ve ölümü anlatan ekip tarafından büyük alkışla karşılandı ve ödüle değer görüldü. Richard Rogers ve Renzo Piyano nun eseri olan Pompediou Kültür merkezi de başarılı çalışmaları arasındaydı. Santiago Calatrava nın Philipe bilim müzesi ise etkileyici sunumu ve yürüyüşü ile dikkat çekti.

Tadao Ando’ya ait Işık Kilisesi’nden esinlenen Void&Light gurubu

​Genç Yeteneklerin Ödül Gururu
​Defilenin sanatsal boyutunun yanı sıra podyum arkasında ve ödül töreninde yaşanan büyük heyecan, tasarımın geleceği adına beni umutlandırdı. Defilede en özel anlardan birisi de, Karatay özel eğitim okulundan gelen down sendromlu iki çocuğun da Sydney opera kıyafetlerini giyerek ilk ekip olarak podyumda yürümesi tüm salon tarafından farkındalık dolu bir coşkuyla karşılanması idi. Tasarım eserlerine değer verilmiyor, sanat anlaşılamıyor ya da gereksiz bir uğraştır… görüşleri içinde tüm motivasyonumun düştüğü zamanlarda , bu tip etkinliklerin bu kadar yoğun ilgi ile karşılanması sanat ve mimarlık adına beni mutlu etti. Güçlü bir jüri ekibi hem süreci hem öğrencilerin mimarlık kurduğu ilişkiyi, hem de kendi alanlarında yapı ile kurdukları bağı detaylı kriterlerle değerlendirdiler. Jüri değerlendirmelerinin ardından sahneye çıkan genç tasarımcılar, emeklerinin karşılığını alkışlar ve ödüller eşliğinde aldılar.

Gudjon Samuelsson’a ait Hallgrimur Kilisesi’nden esinlenilen Nirvana gurubu

​Organizasyonun ana sponsorları ve destekçileri olan Zebramedya, Onseva, Enntepe ve Lenaderm Paris firmalarının ödül takvimlerinde öğrenciler ve seyirciler büyük coşku yaşadı. Ödüllerin yanı sıra öğrencilerin kendileriyle rekabetleri, diğer grupların emeklerine saygı duyarak tüm ekiplerin birbirine desteklemesi ve kolektif bir başarı ortaya çıkarmaları, bu anlamda dersimin başarıya ulaştığını göstermekteydi.

Jorn Utzon’a ait Sydney Opera Binası’ndan esinlenilen White Sails gurubu

​”Moda, sadece ne giydiğiniz değil; bir fikri, bir mimariyi ve bastığınız toprağın hikayesini üzerinizde nasıl taşıdığınızdır.”

​Archfashion 2026, tam olarak bu felsefenin karşılığı oldu. Bu vizyon, Konya’nın sadece sanayi veya tarımla değil, küresel ölçekte fütüristik sanat ve tasarım etkinlikleriyle de anılması adına güçlü bir adım olduğunu düşünmekteyim.
​Gecenin sonunda podyumu dolduran tasarımlar ve ödüllerini kucaklayan mimarlık öğrencileri gençler alkışlanırken, zihnimizde tek bir düşünce vardı: sanat ve tasarım alanında yenilikçi eylemler ve yaratıcı gösteriler yapmaya devam etmeliyim. Öğrendiğim bir diğer gerçek ise , bu kent benim için zorluklarla dolu bir zemin olsa da yaptıklarımın değer gördüğü bu ortamlara daha çok emek harcamam ve yılmadan devam etmem gerektiği idi. Geleceğin mimarları ve tasarımcıları için bu ortamlar yeni hayaller kurabilmeleri ve meslekleri adına motive olmaları için önemli bir alan . Biz akademisyenlere de düşen en önemli görev, bu genç yeteneklerin podyumda yaktığı bu vizyoner meşaleyi tüm dünyaya duyurmak. Hem kendi adıma hayalimi gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum hem de bu gençlerin ömürleri boyunca hatırlayacakları ve belki de onlara yeni pencereler açacak bu ortamı sağlamanın gururunu yaşıyorum . Sanat ve emeğin değerini gören ve yanımda olan tüm dostlarıma minnettarım . Teşekkürler ve tebrikler Archfashion’ın genç yıldızları…

Emre Arolat’a ait Sancaklar Cami yapısından esinlenilen Earthlight gurubu

Bilgehan YILMAZ

Konya Bülten

Benzer Haberler