“Yarayı Açan da Aynı, Tuzu Basan da”
Hayat bazen bize en ağır derslerini, en çok güvendiğimiz insanlar aracılığıyla verir. İnsan, yabancının yaptığı kötülüğü bir şekilde kabullenebilir. Ama değer verdiği, inandığı, yanında sandığı biri aynı yarayı açtığında, işte o acının tarifi yoktur. Çünkü bazı insanlar sadece kırmaz; kırdıktan sonra dönüp o yaranın üzerine bir avuç daha tuz serper.
En acısı da budur. Zaten canın yanıyorken seni anlamasını beklediğin kişinin, acını büyütmesi… Suskunluğunu umursamaması… Gözlerinin içindeki yorgunluğu görmezden gelmesi… İşte insanı değersiz hissettiren tam da budur. Bir zamanlar varlığıyla huzur veren kişinin, zamanla kendini sorgulamana sebep olması…
Değersizlik hissi öyle bir anda oluşmaz. Küçücük ihmallerle başlar. Verilmeyen bir değer, tutulmayan bir söz, gösterilmeyen bir ilgi… Sonra bir bakarsın, kendini sürekli “Ben nerede yanlış yaptım?” diye sorgularken bulmuşsun. Oysa bazen yanlış olan sen değilsindir. Yanlış olan, değerini bilmeyen insanlara kendini anlatmaya çalışmandır.
İnsan kırıldıkça akıllanıyor. Her hayal kırıklığı, kalbin duvarına yeni bir cümle yazıyor. Güvenin ne kadar kıymetli olduğunu, herkesin sevgiyi hak etmediğini, herkesin yanında yürünmeyeceğini öğreniyorsun. Acı, istemeden de olsa insanı olgunlaştırıyor. Keşke hiçbirimiz böyle öğrenmek zorunda kalmasaydık. Ama hayatın bazı gerçekleri başka türlü öğretilmiyor.
Birini sevmek, ona değer vermek ya da onun için çabalamak zayıflık değildir. Zayıflık, tüm bunlara rağmen seni hiçe sayan insanların peşinden gitmeye devam etmektir. Çünkü sevgi, insanı küçültmez; değersizlik küçültür. Gerçek sevgi, yaraları derinleştirmez; onları birlikte iyileştirir.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bana acı veren insanların aslında en büyük öğretmenlerim olduğunu görüyorum. Onlar sayesinde kime güvenmeyeceğimi, neyi hak etmediğimi ve en önemlisi kendime ne kadar değer vermem gerektiğini öğrendim. Evet, canım yandı. Evet, bazı yaralar hala sızlıyor. Ama artık biliyorum ki, aynı yarayı açan ellere yeniden uzanmak sadece acıyı uzatır.
Kanayan yaraya tuz basanlar, bir gün o yaranın nasıl iyileştiğini görürler. Çünkü zaman sadece acıyı hafifletmez; insanın gözünü de açar. Ve insan, kendine hak ettiği değeri vermeye başladığında, onu değersiz hissettiren herkes hayatında sadece buruk bir hatıra olarak kalır.
Bazı vedalar kayıp değildir; insanın kendini yeniden bulduğu başlangıçlardır. O yüzden artık ne kırgınlıklarıma tutunuyorum ne de beni eksilten insanlara. Kendime verdiğim değeri, başkasının davranışları belirlemeyecek kadar çok şey öğrendim. Belki izler kalacak, belki bazı acılar hiç tamamen silinmeyecek. Ama biliyorum ki, en derin yaralar bile iyileşir. Yeter ki insan, kendi değerini başkasının insafına bırakmasın.
Gül TEKBAŞ
04.08.2026
