Kayıp Konya Mirası: Yusuf Şar Konağı

 Kayıp Konya Mirası: Yusuf Şar Konağı

Özet

XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başında Konya’da yaşanan ekonomik ve toplumsal dönüşüm, kentin mimari kimliğinde de önemli değişimlere yol açmıştır. Bu süreçte Konya’ya yerleşen Maruni tüccar aileleri, taş malzeme, balkonlu cephe düzeni ve Batı etkileri taşıyan mimari anlayışla inşa ettirdikleri yapılarla geleneksel Konya konut dokusuna yeni bir karakter kazandırmıştır. Bu çalışmada, Maruni cemaatinin önde gelen isimlerinden Yusuf Şar’ın Alaeddin Tepesi’nin doğusunda yaptırdığı ve uzun yıllar Konya Belediyesi hizmet binası olarak kullanılan, 1956 yılında ise yıkılan konak ile Yusuf Şar’a ait günümüze ulaşan diğer yapılar mimarlık tarihi açısından incelenmiştir. Arşiv belgeleri, eski fotoğraflar, kent envanterleri ve literatür verileri doğrultusunda hazırlanan araştırmada, yapıların mimari özellikleri, Konya’nın modernleşme sürecindeki yeri ve kentin çok kültürlü sivil mimarlık mirasına katkıları değerlendirilmiştir. Yazının temel amacı, günümüze ulaşamayan Yusuf Şar Konağı’nı tarihsel bağlamı içinde yeniden ele almak ve Konya’nın kaybolan sivil mimarlık mirasının belgelenmesine katkı sağlamaktır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısı, Osmanlı Devleti’nin birçok kentinde olduğu gibi Konya’da da idari, ekonomik ve fiziksel dönüşümlerin yaşandığı bir dönemdir. Tanzimat reformlarıyla birlikte belediye teşkilatlarının kurulması, vilayet yönetiminin yeniden düzenlenmesi ve kamu yatırımlarının artması, kent dokusunda yeni yapılaşma süreçlerini başlatmıştır. Bu değişim, XX. yüzyılın başlarında Konya’nın geleneksel kent görünümünü önemli ölçüde etkilemiştir.

Konya’da modernleşme sürecinin belirleyici gelişmelerinden biri, 1896 yılında Anadolu Demiryolu’nun kente ulaşmasıdır. Demiryolu sayesinde tarımsal ürünlerin pazarlanması kolaylaşmış, ticaret hacmi genişlemiş ve kent ekonomisi yeni bir ivme kazanmıştır. Bu gelişme, yalnızca ekonomik hayatı değil, kentin fiziksel gelişimini de doğrudan etkilemiştir. İstasyon ile tarihi kent merkezi arasında yeni ulaşım aksları oluşmuş, ticaret alanları genişlemiş ve yeni yapı tipleri ortaya çıkmıştır.

 

Bu dönemde belediye teşkilatının güçlenmesiyle birlikte yol düzenlemeleri, kaldırım uygulamaları, meydanların yeniden ele alınması ve kamu hizmetlerine yönelik yeni yapıların inşası hız kazanmıştır. Hükümet Konağı, bankalar, eğitim yapıları, oteller ve büyük ticaret yapıları, Konya’nın XX. yüzyıl başındaki kent siluetini oluşturan yeni mimari unsurlar arasında yer almıştır.

Kent merkezindeki yapılaşmada malzeme tercihleri de değişmeye başlamıştır. Geleneksel Konya konutlarında yaygın olarak kullanılan kerpiç, yerini kademeli olarak taş ve tuğla kullanımına bırakmıştır. Özellikle ticaret yapıları ile büyük kent konaklarında kagir yapı sistemi tercih edilmiş; cephelerde simetrik düzen, geniş pencere açıklıkları, kat silmeleri ve eğimli çatı uygulamaları yaygınlaşmıştır. Bu değişim, geç Osmanlı döneminde Anadolu kentlerinde görülen mimari eğilimlerle paralellik göstermektedir.

Konya’nın bu yeni mimari görünümünde, ticaretle uğraşan gayrimüslim ailelerin de etkisi bulunmaktadır. Rum, Ermeni ve Maruni tüccarlar tarafından yaptırılan konutlar ile ticaret yapıları, kent merkezinde yeni bir mimari dilin oluşmasına katkı sağlamıştır. İstasyon Caddesi ve Mimar Muzaffer Caddesi çevresinde yükselen taş yapılar, geleneksel Konya evlerinden farklı cephe anlayışlarıyla dikkat çekmektedir. Atatürk Evi, Mimarlar Odası olarak kullanılan yapı, Maruni ikiz evleri ve Yusuf Şar’ın yaptırdığı yapılar bu dönüşüm sürecinin günümüze ulaşan veya belgeler aracılığıyla izlenebilen örnekleri arasında yer almaktadır.

Bu ortam içerisinde inşa edilen Yusuf Şar Konağı, dönemin ekonomik gelişimi ile kentte oluşan yeni mimari anlayışın kesiştiği yapılardan biridir. Yapının konumu, ölçeği ve daha sonra üstlendiği kamusal işlev, XX. yüzyıl başında Konya’nın değişen kent yapısını yansıtan örneklerden biri olduğunu göstermektedir.

 

XX. yüzyıl başlarında Zafer Meydanı ve çevresini gösteren genel görünüş.

XIX. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Devleti’nin farklı bölgelerinde ticaretle uğraşan Maruni ailelerinin bir bölümü Konya’ya yerleşmiştir. Kökenleri Doğu Süryani geleneğine dayanan ve Maruni Kilisesi’ne bağlı olan bu topluluk, özellikle ticaret, bankerlik, otelcilik ve inşaat faaliyetleriyle kent ekonomisinde yer almıştır. Nüfus bakımından sınırlı bir topluluk oluşturmalarına rağmen, şehir merkezindeki ticari faaliyetleri ve taşınmaz yatırımlarıyla Konya’nın XX. yüzyıl başındaki ekonomik yaşamında görünür hale gelmişlerdir.

Maruni ailelerinin Konya’daki etkisi, ticaretin yanı sıra kent mimarisinde de izlenebilmektedir. A. Safa Odabaşı’nın aktardığına göre, İstasyon Caddesi’nden başlayarak Mimar Muzaffer Caddesi boyunca uzanan yeni gelişme alanlarında inşa edilen taş yapıların önemli bir bölümü Maruni aileleri tarafından yaptırılmıştır. Atatürk Evi Müzesi, günümüzde Mimarlar Odası olarak kullanılan yapı, Mimar Muzaffer Caddesi’ndeki ikiz evler, Yusuf Şar’ın Zafer Meydanı’nda yaptırdığı ve bugün Olgunlaşma Enstitüsü olarak kullanılan bina ile günümüze ulaşmayan Belediye Sarayı bu yapı grubunun bilinen örnekleri arasında yer almaktadır

MEVLANA CADDESİ GÜNÜMÜZ

Erkan Aygör, XIX. yüzyıl sonu ile XX. yüzyıl başında inşa edilen bu yapılarda plan şemasının büyük ölçüde geleneksel Türk evi anlayışını sürdürdüğünü, buna karşılık yapı malzemesi ve cephe düzeninde belirgin değişiklikler görüldüğünü belirtmektedir. Geleneksel Konya evlerinde kerpiç, düz dam ve cumba öne çıkarken, Maruni ailelerinin yaptırdığı yapılarda taş malzeme, eğimli çatı, balkon ve simetrik cephe düzeni tercih edilmiştir. Bu farklılaşma, aynı dönemde Osmanlı kentlerinde görülen Batılılaşma eğilimlerinin Konya’daki yansımalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Bu yapıların tamamının ortak bir mimari üsluba sahip olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak kullanılan malzeme, cephe kompozisyonu ve kütle anlayışı bakımından benzer özellikler göstermeleri, XX. yüzyıl başında Konya’da gelişen yeni kent mimarisinin oluşumuna katkı sağladıklarını ortaya koymaktadır.

Yusuf Şar da bu yapılaşma sürecinde adı geçen banilerden biridir. Kent merkezinde yaptırdığı konaklar, otel ve diğer taşınmazlar, XX. yüzyıl başındaki Konya’nın fiziksel gelişiminin belgeleri arasında yer almaktadır. Alaeddin Tepesi’nin doğusunda inşa ettirdiği ve daha sonra Belediye Sarayı olarak kullanılan konak da bu yapı faaliyetlerinin bir parçasıdır.

XX. yüzyılın başlarında Konya’nın ticaret hayatında adı geçen Maruni ailelerinden biri Şar ailesidir. Ailenin önde gelen temsilcilerinden Yusuf Şar, tahıl ticareti, otel işletmeciliği, inşaat ve gayrimenkul yatırımlarıyla kent ekonomisinde yer almıştır. Ali Çelik’in yayımladığı arşiv belgeleri, Yusuf Şar’ın Konya’da çok sayıda taşınmaza sahip olduğunu ve bu taşınmazların önemli bölümünün kamu kurumları tarafından kiralandığını göstermektedir.

Yusuf Şar’ın yaptırdığı yapılardan biri, 1910 yılında Zafer Meydanı’nda inşa edilen ve günümüzde Konya Olgunlaşma Enstitüsü olarak kullanılan yapıdır. Kaynaklarda bu yapının sırasıyla Fransız Konsolosluğu (1910-1914), Askeri Hastane (1914-1923), Ordu Müfettişliği (1924-1941), Kolordu Komutanlığı (1941-1947), Kız Lisesi ve Kız Ortaokulu olarak kullanıldığı belirtilmektedir. Yapı, gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından günümüzde de eğitim işlevini sürdürmektedir.

Yusuf Şar’ın ikinci konağı ise Alaeddin Tepesi’nin doğusunda inşa edilmiştir. Uzun yıllar Konya Belediyesi tarafından kullanılan bu yapı, kaynaklarda “Belediye Sarayı” veya “eski belediye binası” olarak da anılmaktadır. Yapının kesin inşa tarihini gösteren kitabe veya arşiv belgesi günümüze ulaşmamıştır. Bununla birlikte Yusuf Şar’ın XX. yüzyılın ilk yıllarında gerçekleştirdiği yapı faaliyetleri dikkate alındığında, konağın da aynı dönemde inşa edildiği anlaşılmaktadır.

Belediye konağı ile Zafer Meydanı’ndaki yapının zaman zaman birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Oysa mevcut belgeler iki ayrı yapıdan söz etmektedir. Zafer Meydanı’ndaki yapı günümüze ulaşmış, Alaeddin Tepesi’nin doğusundaki belediye konağı ise 1956 yılında yıkılmıştır. Her iki yapı da aynı bani tarafından yaptırılmış olmakla birlikte farklı konumlarda yer almakta ve farklı kullanım süreçlerine sahiptir.

Yusuf Şar’ın Konya’dan ayrılmasının ardından taşınmazlarının yönetimi vekilharcı tarafından yürütülmeye devam etmiştir. Ali Çelik tarafından yayımlanan ve vekilharcın el yazısıyla tuttuğu 1928 tarihli muhasebe kayıtları, Şar ailesinin kentteki taşınmazları hakkında ayrıntılı bilgiler içermektedir. Buna göre Konya Belediyesi’nin kullandığı konağın aylık kira bedeli 917 lira, Nafia Dairesi’nin kiraladığı Yusuf Şar Oteli’nin aylık kira bedeli 100 lira, Müfettişlik Dairesi’nin kullandığı yapının kira bedeli ise 604 lira olarak kaydedilmiştir. Aynı belgede dört mağaza, dört konut ve beş ambarın kira kayıtları da yer almaktadır.

Bu kayıtlar, Yusuf Şar’ın Konya kent merkezindeki taşınmazlarının farklı kamu kurumları tarafından uzun süre kullanıldığını göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Belediye Konağı da bu taşınmazlar arasında yer almakta ve XX. yüzyılın ilk yarısında Konya’nın idari yaşamında kullanılan başlıca yapılardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Tarihi fotoğraflar incelendiğinde, konağın çevresindeki yapılaşmanın geleneksel Konya evleri ile XX. yüzyıl başında inşa edilen yeni kagir yapılar arasında bir geçiş karakteri gösterdiği anlaşılmaktadır. Böylece yapı, hem tarihi kent dokusunun hem de modernleşme sürecinde oluşan yeni mimari çevrenin bir parçası haline gelmiştir.

1956 yılında konağın yıkılmasının ardından parsel yeniden düzenlenmiş, belediye hizmetleri için yeni bir yapı inşa edilmiştir. Daha sonraki yıllarda gerçekleştirilen kentsel düzenlemeler sonucunda çevredeki tarihi yapılaşma büyük ölçüde değişmiş, konağın bulunduğu alan günümüz kent dokusu içerisinde farklı bir görünüm kazanmıştır.

Fotoğraflar, yapının bodrum, zemin, birinci kat ve çatı arasından oluşan 4 katlı, yüksek kırma çatılı ve kagir karakterli bir kent konağı olduğunu göstermektedir. Cephe düzeni, belirli bir aks sistemi içinde yerleştirilen pencere açıklıkları ve katları ayıran silmelerle şekillenmiştir. Giriş bölümü cephe kompozisyonunda merkezi bir konumda yer almakta, pencere dizileri ise düzenli aralıklarla devam etmektedir.

Konağın kütlesi, çevresindeki geleneksel Konya evlerinden belirgin biçimde ayrılmaktadır. Geniş cephe uzunluğu ve yüksek çatı sistemi, yapının kent siluetinde algılanabilir bir ölçeğe sahip olduğunu göstermektedir. Belediye hizmet binası olarak kullanılabilmesi de geniş hacimli mekanlara sahip olduğunu düşündürmektedir. Bununla birlikte özgün plan şeması günümüze ulaşmadığından iç mekan organizasyonu hakkında ayrıntılı değerlendirme yapmak mümkün değildir.

1930 Yılında ki Sel felaketinden Yusuf Şar Konağı Önü.

Konya’da belediye teşkilatı, Tanzimat reformlarının ardından kurumsal bir yapı kazanmaya başlamış, XIX. yüzyılın son çeyreğinde belediye hizmetlerinin kapsamı giderek genişlemiştir. Yol yapımı, temizlik, aydınlatma, imar düzenlemeleri ve kent yönetimine ilişkin hizmetlerin artması, belediye teşkilatının daha geniş mekanlara ihtiyaç duymasına neden olmuştur. Bu dönemde Anadolu’nun birçok kentinde olduğu gibi Konya’da da belediye hizmetleri için yeni yapılar inşa edilmeden önce mevcut büyük konaklar ve kamu kullanımına uygun yapılar kiralanmıştır.

Yusuf Şar Konağı da bu kapsamda belediye hizmetlerine tahsis edilen yapılardan biridir. Kent merkezindeki konumu, geniş hacimli mekanları ve temsil niteliği taşıyan mimarisi, yapının belediye binası olarak kullanılmasını uygun hale getirmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarında belediye hizmetleri uzun süre bu yapı içerisinde yürütülmüş, belediye meclisi toplantıları ve idari işlemler burada gerçekleştirilmiştir.

Ali Çelik tarafından yayımlanan 1928 tarihli muhasebe kayıtları, belediyenin konağı kira karşılığında kullandığını açık biçimde göstermektedir. Aynı belgede aylık kira bedelinin 917 lira olduğu belirtilmektedir. Dönemin ekonomik koşulları dikkate alındığında bu tutar, yapının büyüklüğü ve kent içindeki konumu hakkında dolaylı bilgiler vermektedir. Aynı kayıtlarda Yusuf Şar’a ait diğer taşınmazların da kamu kurumları tarafından kiralandığı görülmektedir. Bu durum, Şar ailesinin Konya’daki gayrimenkullerinin idari işlevlerde de kullanıldığını göstermektedir.

Belediye olarak kullanıldığı döneme ait fotoğraflar incelendiğinde yapının dış görünüşünde esaslı bir değişiklik yapılmadığı anlaşılmaktadır. Cephe düzeni korunmuş, giriş açıklıkları ve pencere dizileri özgün biçimlerini muhafaza etmiştir. İç mekanda gerçekleştirilen düzenlemelere ilişkin herhangi bir plan veya belge ise günümüze ulaşmamıştır.

1950’li yıllar, Konya kent merkezinde yeni imar uygulamalarının hayata geçirildiği bir dönemdir. Artan nüfus, genişleyen belediye teşkilatı ve değişen idari ihtiyaçlar doğrultusunda mevcut belediye binasının yerine daha büyük bir hizmet yapısının inşa edilmesi gündeme gelmiştir.

Bu süreçte Yusuf Şar Konağı’nın bulunduğu parsel için yeni belediye binası yapılmasına karar verilmiş ve yapı 1956 yılında yıkılmıştır. Ertesi yıl tamamlanan yeni belediye binası aynı alanda hizmet vermeye başlamıştır.

İncelenen kaynaklarda, konağın korunmasına, taşınmasına veya farklı bir işleve dönüştürülmesine yönelik bir girişime ilişkin bilgiye rastlanmamıştır. Aynı şekilde yapının mimari elemanlarının belgelenerek başka bir yapıda kullanıldığına dair bir kayıt da tespit edilememiştir.

Yıkım sonrasında parsel bütünüyle yeniden düzenlenmiş, çevresindeki tarihi yapılaşma da sonraki yıllarda gerçekleştirilen imar uygulamalarıyla değişime uğramıştır. Böylece XX. yüzyıl başında oluşan kentsel çevrenin önemli bir parçası günümüze ulaşamamıştır.

Arşiv belgeleri, tarihi fotoğraflar ve kent envanteri birlikte değerlendirildiğinde, konağın özel mülkiyet olarak inşa edildiği, daha sonra belediye hizmetlerine tahsis edildiği ve yaklaşık otuz yıl boyunca bu işlevle kullanıldığı anlaşılmaktadır. Yapının mimari özellikleri, aynı dönemde Konya’da inşa edilen diğer taş konaklarla ortak özellikler göstermektedir. Taş yapı sistemi, düzenli cephe kompozisyonu, kırma çatı ve büyük ölçekli kütlesi, dönemin kent konutlarında görülen mimari anlayışın başlıca özellikleri arasında yer almaktadır.

1956 yılında gerçekleştirilen yıkım sonrasında yapı fiziksel olarak ortadan kalkmış, günümüze yalnızca fotoğraflar, muhasebe kayıtları ve yazılı kaynaklar ulaşmıştır. Bu belgeler, konağın mimari özelliklerinin ve kullanım sürecinin yeniden değerlendirilmesine imkan sağlamaktadır.

Kent hafızasının önemli bir bölümünü oluşturan kayıp yapılar, fiziksel varlıklarını sürdüremeseler de arşiv belgeleri, tarihi fotoğraflar ve yazılı kaynaklar aracılığıyla kentin geçmişini okumaya imkan vermektedir. Yusuf Şar Konağı da bu yönüyle Konya’nın mimari belleğinde yaşamaya devam eden kayıp miras örneklerinden biridir. Günümüze ulaşamayan bu tür yapıların bilimsel yöntemlerle belgelenmesi ve değerlendirilmesi, kentin tarihsel sürekliliğinin anlaşılmasına ve kültürel miras bilincinin güçlenmesine katkı sağlamaktadır.

 

Kaynakça

Aygör, Erkan. 19. Yüzyıl Sonu ve 20. Yüzyıl Başlarında Konya Evlerinin Mimari Gelişimi ve Değişimi. Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

Bozkurt, Tolga. “Kız Ortaokulu Binası.” Konya Ansiklopedisi, Cilt 5, Konya Büyükşehir Belediyesi.

Çelik, Ali. “Konya’da Maruni Cemaati ve Şar Ailesi.” Konya Kitabı XVII. Konya Büyükşehir Belediyesi Yayınları. Ayrıca çevrim içi erişim: İSAM Veri Tabanı.

Konya İl Merkezi Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Envanteri. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayını.

Odabaşı, A. Safa. 20. Yüzyıl Başlarında Konya’nın Görünümü. Konya.

Civelekoğlu, Lütfi. “Eski Fotoğrafların İzinde Bir Şehrin Belleğine Yolculuk, Konya…” Çevrim içi erişim: Lütfi Civelekoğlu Blogu.

Saygıyla,

Birsen PARLAR ERKAN

Mimar – Rest. Uzm.

11.07.2026

Konya Bülten

Benzer Haberler